18 Mart 2010 Perşembe

Can Boğazdan Gelir

Beslenme açlık duygusunu bastırmak ya da canının çektiği şeyleri yemek içmek değildir.Ekmek ve şekerli çayla açlık duygusunu bastırabilir yada sabah peynir, zeytin, bal, reçel, yumurta öğle et ve tavuk balık akşam yine aynı şekilde et, tavuk, balık yiyen kişiye “ne kadar iyi besleniyor”diye özetlenebilir. Bilimsel açıdan bunların hiçbiri beslenmeyi tanımlamaz.Beslenme insanının büyüme,gelişme,sağlık ve yaşamsal faaliyetlerini sürdürüp uzun süre yaşaması için gerekli olan ögelerini alıp vücudun da kullanmasıdır.

Bugüne değin yapılan bilimsel araştırmalar insanın yaşaması için 50’ye yakın türde besin ögesine gereksinmesi olduğunu ortaya koymuştur. Yine yapılan çalışmalarda insanın bu ögelerin herhangi biri alınmadığında,gereğinden az yada çok alındığında büyüme ve gelişmenin engellendiğinde ve sağlığın bozulduğu bilimsel olarak ortaya konmuştur. Atalarımız “can boğazdan “gelir demişler. Bu sözler canlılığın beslenmeyle olabileceğini göstermektedir. Ancak yapılan çalışmalarla canın boğazdan gittiği de kanıtlanmıştır. Başka bir deyimle yemek için yaşamak, yaşamak için yemek felsefelerini taşıyan iki grup oluşmuştur.

İnsanın gelişi güzel yada haz duyduğu şekilde beslenmesi geçmiş deneyimleri,alışkanlıkları,dini inançları gelenek ve göreneklerinin bir sonucu olduğundan toplumdan topluma,kişiden kişiye değişir. Bu değişiklikler sonucu her toplumun kendine özgü mutfak ve beslenme kültürü ortaya çıkmıştır. Beslenme mutfak kültürünün özelliği yemek hazırlama ve pişirmede görüldüğü gibi, besin seçiminde ve sofra düzeninde de belirginleşmiştir.

Toplumların sosyal,ekonomik ve kültürel yaşamlarındaki değişmeler,beslenme alışkanlıklarının da zamanla değişmesine neden olur. Ekonomik olarak rahatlama çoğu kez geleneksel besinler yerine besleyici değerleri düşük saflaştırılmış besinlerin fast food ürünlerinin tüketiminin artmasına neden olur. Ekonomik anlamda kısıtlı olan gruplarda da karbonhidrat ağırlıklı yani ekmek, pilav, nohut gibi maliyeti düşük besinler yer almaktadır. Bunun yanında kişilerin sosyal çevrelerinde beslenmede önemli rol alır. Örneğin:et yenmeden tokluk hissine ulaşamayacağını düşünen kişilerin yanında et görmeye tahammül edemeyenlerde bulunabilmektedir. Kişilerin beslenmesi tek tek ele alındığında gelenek ve görenekleri sosyal çevresi ve ekonomik durumu önemli rol almaktadır. Toplumdaki bireylerin hayatlarını sağlıklı ve üretken biçimde sürdürebilmeleri için her besin ögesinden yeterli miktarda alması gerekmektedir.

SAĞLIKLI GÜNLER DİLEĞİYLE…
Aynur Kumsel Aksoy