11 Mayıs 2010 Salı

Dogum Sonrasi Forma Girme

Hamilelik dönemi, insan yaşamında beslenmenin en önemli olduğu devrelerden biridir. Bu dönemdeki beslenme şeklinin, annenin ve bebeğin sağlığını ne kadar etkilediği tartışılamaz. Gebelik döneminde beslenme ne kadar önemli ise doğum sonrası dönem olan, emziklilik döneminde de gerek anne, gerekse bebek için yeterli ve dengeli beslenme çok önemlidir.

Doğum sonrası emziren kadınların en büyük sorunu da, hamilelik döneminde alınan fazla kilolar... Emziren kadınların en büyük arzusu hem hamilelik döneminde aldıkları fazla kiloları verebilmek, hem de diyet ile meydana gelebilecek sütünün miktar ve kalitesinin azalmasını engellemektir.

Hamilelik dönemini normal kilo alarak tamamlayan anneler, doğumdan sonra hamilelikte aldığı ve süt üretmek üzere depoladığı fazla kilolardan, ilk 6 ayın sonunda dengeli beslenme ve etkin süt verme sonunda kurtulabilir ve normal kilosuna kavuşabilir. Emzirmeyen annelerin ise depolanan fazla enerjiyi harcamaları biraz daha fazla zaman alabilmektedir.

Süt salgısı için gereken besinler annenin kendi gereksinimine ek olarak alınmalıdır. Şeker, lokum vs gibi enerjisi yüksek besinlerin alınması bilindiğinin aksine süt yapımını arttırmaz, annenin fazladan kilo almasına neden olur. Bunların yerine daha çok su, süt ve bitki çayları tüketmekte fayda vardır.

Emzirme döneminde annelerin düşük kalorili bir zayıflama diyeti yapmamaları ve eski kilolarına dönmek için acele etmemeleri gerekir. Hızlı kilo kaybı için yapılan düşük kalorili diyetler annenin süt verimini olumsuz yönde etkiler. Annenin kendi gereksinimi ve süt yapımı için yeterli ve dengeli bir şekilde, karbonhidrat ve proteinden zengin, kalsiyum ve demir ihtiyacını karşılamaya yönelik beslenmesi gerekmektedir.

Doğum sonrası hem emzirirken sütün miktarını ve kalitesini düşürmeyecek hem de kilo vermeyi destekleyecek öneriler:

- Azar azar, sık sık beslenin
- Öğün atlamaktan kaçının
- Günde 2- 2,5 lt su içmeye çalışın
- Aşırı tuz tüketmekten kaçının
- Düşük kalorili diyetler yapmayın
- Şeker ve şekerli tüm besinlerden (Çay şekeri, bal, reçel, pekmez, çikolata, pasta, hazır meyve suları, meşrubatlar, kolalı içecekler, tatlılar...) uzak durun
- Vücudun ihtiyacı olan şekeri meyvelerden alın. Meyvelerin suyunu sıkmaktansa bütün olarak tüketin
- Margarin, tereyağı gibi katı yağlar yerine bitkisel sıvı yağları tercih edin
- Artan protein ve kalsiyum ihtiyacı yeterli ölçüde yoğurt, süt ve peynir tüketin
- Süt, yoğurt ve peynirde de doymuş (kötü) yağlar bulunduğu için yarım yağlı veya yağsız (light) olanlarını tüketin
- Yiyecekleri kızartmak, kavurmak yerine; haşlama, ızgara yapma, buğulama veya fırında pişirme yöntemlerini kullanarak hazırlayın
- Yağ alımını azaltmak için etle pişen yemeklere yağ koymayın
- Pasta, kek, kurabiye, börek vb hamur işlerinde de bol miktarda yağ, şeker, un, yumurta... kullanıldığı için mümkün olduğunca bu besinleri yemekten kaçının. Canınız çok isterse ikram edilenin yarısını yiyin
- Posalı besinler (kurubaklagiller, sebze – meyve, tam tahıllar..)tüketmeye özen gösterin; posalı besinler kan şekerini, kan basıncını (tansiyonu) ve kan kolesterolünü istenilen seviyede tutarlar. Bağırsakları çalıştırarak kilo vermeye yardımcı olur.
- Yiyeceklerle beraber alınan demirin vücutta kullanılmasını önemli ölçüde engelleyen çay tüketimini ise mümkün olduğu kadar azaltın ve yemeklerden 45 dk önce veya sonra tüketin. Demir yönünden zengin yumurta yenildiğinde çay içmemeye özen gösterin
- Günlük fiziksel aktivitenizi mutlaka arttırın. Haftada en az 3 gün 30 dk dan az olmamak şartıyla, olabildiğince tempolu yürüyünüz.
- Uyku saatlerinizi dengelemeye çalışın.; düzenli ve kaliteli uyuma alışkanlığına sahip bireylerin metabolizması daha hızlı çalışmaktadır.. Geç saatlere kadar oturmak ise besin tüketimini ve fazla kalori alımını artırır.
- Stresten uzak durmaya çalışın ; uzun süreli stres kişilerin kan şekerinde dengesizliklere neden olup, tatlı ve karbonhidrat ağırlıklı besinlere eğilimi arttırmaktadır.