Tatlı isteği bazen öğleden sonra çalışırken, bazen akşam yemeğinden hemen sonra, bazen de stresli bir günün sonunda aniden ortaya çıkabilir. Kişi fiziksel olarak tok olsa bile çikolata, tatlı veya şekerli bir içecek tüketmeden rahatlayamayacağını hissedebilir. Ancak tatlı krizi yalnızca “iradesizlik” anlamına gelmez; öğün düzeni, uyku, stres, alışkanlıklar ve gün içinde tüketilen besinlerin içeriği bu isteği etkileyebilir.
Tatlı isteğini kontrol etmek için bütün tatlıları hayatınızdan çıkarmanız gerekmez. Asıl amaç, tatlı krizinin hangi koşullarda ortaya çıktığını fark etmek ve bu anlarda daha dengeli seçimler yapabilmektir. Gün içinde yeterli ve düzenli beslenmek, uzun süre aç kalmamak, uyku düzenini korumak ve tatlıyı duygusal rahatlama aracı olarak kullanıp kullanmadığınızı değerlendirmek süreci kolaylaştırabilir.
Tatlı isteği, şekerli veya yüksek karbonhidratlı bir yiyeceği tüketmeye yönelik güçlü bir arzudur. Fiziksel açlıktan farklı olarak çoğu zaman belirli bir yiyeceğe yönelir. Gerçek açlıkta farklı yemek seçenekleri kabul edilebilirken tatlı krizinde kişi özellikle çikolata, pasta, dondurma veya benzeri bir yiyecek ister.
Örneğin öğle yemeğini yedikten sonra tok olduğunuz hâlde ofisteki çikolatayı düşünmeye devam ediyorsanız bu durum fiziksel açlıktan çok belirli bir yiyeceğe yönelik istek olabilir. Tatlı isteğinin kendisi olağan bir durumdur. Sorun, bu isteğin sıklaşması, kontrol kaybına dönüşmesi veya günlük beslenme düzenini bozmasıdır.
İçindekilere dönTatlı isteğinin tek bir nedeni yoktur. Öğün atlamak, gün içinde yetersiz beslenmek, uyku eksikliği, stres, alışkanlıklar ve kolay ulaşılabilir şekerli yiyecekler tatlı isteğini artırabilir. Kişinin ev, iş ve sosyal çevresi de yiyecek seçimlerini etkileyebilir. [1]
Tatlı isteğini tetikleyebilecek başlıca durumlar şunlardır:
Bir gün boyunca çok az yemek yiyen kişinin akşam tatlıya yönelmesi şaşırtıcı değildir. Vücut enerji ihtiyacını karşılamaya çalışırken kişi hızlı ve kolay tüketilen yiyeceklere yönelebilir. Bu nedenle tatlı krizini yalnızca kriz anında değil, günün tamamındaki beslenme düzeniyle birlikte değerlendirmek gerekir.
İçindekilere dönUzun süre aç kalmak, günün ilerleyen saatlerinde yüksek enerjili ve şekerli yiyeceklere yönelmeyi kolaylaştırabilir. Sabah kahvaltı yapmadan işe giden, öğle yemeğinde yalnızca küçük bir salata tüketen biri saat 16.00 civarında güçlü bir tatlı isteği yaşayabilir. Buradaki sorun çoğu zaman kişinin tatlıyı çok sevmesi değil, günün ilk bölümünde ihtiyacını yeterince karşılamamasıdır.
Öğünlerde protein, lif ve sağlıklı yağların dengeli bulunması tokluğun daha uzun sürmesine yardımcı olur. Yumurta, yoğurt, peynir, baklagiller, sebzeler, tam tahıllar ve uygun porsiyonda kuruyemişler daha dengeli öğünler oluşturmak için kullanılabilir.
Ara öğün herkes için zorunlu değildir. Ancak ana öğünler arasında çok uzun süre bulunan ve bu nedenle akşam kontrolünü kaybeden kişilerde planlı bir ara öğün yararlı olabilir. Önemli olan ara öğünü yalnızca alışkanlıkla değil, kişinin açlık düzenine göre planlamaktır.
İçindekilere dönYetersiz ve düzensiz uyku iştahı, yiyecek seçimini ve ertesi gün yaşanan yeme isteğini etkileyebilir. Araştırmalar uyku süresi ile besin tüketimi, iştah düzenleyici süreçler ve yiyecek isteği arasında ilişki bulunduğunu göstermektedir. [2][3]
Gece geç saatlere kadar çalışan biri ertesi gün yalnızca yorgun hissetmez. Enerjisini hızla yükselteceğini düşündüğü kahve, şekerli içecek, hamur işi veya çikolataya daha kolay yönelebilir. Bu durumda yalnızca tatlıyı yasaklamak yerine uyku süresini ve yatış saatini düzenlemek daha kalıcı bir çözüm sağlayabilir.
Uyku ihtiyacı kişiden kişiye değişse de düzenli bir uyku-uyanıklık ritmi oluşturmak önemlidir. Hafta içinde çok az uyuyup hafta sonunda bunu telafi etmeye çalışmak, bazı kişilerde iştah ve öğün düzenini bozabilir.
İçindekilere dönTatlı yiyecekler yalnızca açlığı gidermek için tüketilmez. Bazı kişiler stres, sıkıntı, yalnızlık, öfke veya yorgunluk yaşadığında tatlıyı kısa süreli rahatlama aracı olarak kullanabilir. Böyle bir durumda mide tok olsa bile zihinsel olarak yeme isteği devam eder.
Örneğin yoğun bir toplantının ardından çikolata yemek, gün sonunda “Bunu hak ettim” diyerek tatlı sipariş etmek veya televizyon izlerken fark etmeden paketi bitirmek duygusal ve alışkanlığa bağlı yeme örnekleri olabilir. Tatlı kısa süreli rahatlık sağlasa da asıl stres kaynağını ortadan kaldırmaz.
Tatlı isteği geldiğinde kendinize şu soruları sorabilirsiniz:
Bu sorular tatlı isteğini hemen ortadan kaldırmayabilir. Ancak otomatik biçimde yemek yerine istek ile davranış arasına kısa bir değerlendirme süresi koyar.
İçindekilere dönYemekten sonra tatlı istemek her zaman kan şekeri problemi anlamına gelmez. Bu istek, yıllardır tekrar edilen bir alışkanlığın sonucu olabilir. Akşam yemeğinin ardından sürekli tatlı tüketiliyorsa beyin yemek bitimini tatlıyla eşleştirmeye başlayabilir.
Öğünün içeriği de önemlidir. Çok hızlı tüketilen, protein ve lif bakımından yetersiz bir öğün kısa süre içinde yeniden yeme isteği oluşturabilir. Buna karşılık kişi yeterince tok olduğu hâlde yalnızca “yemek tatlıyla tamamlanır” düşüncesiyle tatlı arıyorsa alışkanlık daha belirgin olabilir.
Yemekten sonra tatlı yerine hemen masadan kalkmak, diş fırçalamak, şekersiz bir sıcak içecek hazırlamak veya kısa bir yürüyüş yapmak bu bağlantıyı zamanla zayıflatabilir. Amaç tatlıyı sonsuza kadar yasaklamak değil, her öğünün zorunlu devamı olmaktan çıkarmaktır.
İçindekilere dönTatlı krizini kontrol etmek için en etkili yaklaşım, krizin ortaya çıkmasını kolaylaştıran düzeni değiştirmektir. Yalnızca kriz anında iradeye güvenmek, özellikle açlık ve yorgunluk birleştiğinde zor olabilir.
Tatlı isteğini kontrol etmek için şu adımlar uygulanabilir:
Öğünde protein, sebze, lifli karbonhidrat ve uygun miktarda yağ bulunması daha uzun tokluk sağlayabilir.
Gün içinde sürekli tatlı krizi yaşıyorsanız öğün aralıklarınızı gözden geçirin.
Masanın üzerinde duran şekerleme veya açık paket, gerçek açlık olmasa bile tüketimi tetikleyebilir.
Tatlı isteğiniz özellikle kötü uyuduğunuz günlerde artıyorsa çözüm yalnızca beslenmede olmayabilir.
Su içmek, kısa yürüyüş yapmak veya ortam değiştirmek isteğin yoğunluğunu azaltabilir.
“Bir daha asla tatlı yemeyeceğim” yaklaşımı bazı kişilerde tatlıyı daha çekici hâle getirebilir.
Tatlı tüketilecekse paketin tamamı yerine belirli bir porsiyon ayırmak kontrolü kolaylaştırır.
Sürdürülebilir bir beslenme düzeni, uzun süre devam ettirilebilen seçimlerden oluşur. Sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite planının sürdürülebilir olması kilo yönetimi açısından önemlidir. [4]
İçindekilere dönTatlı isteğinde tüketilecek seçenek, kişinin sağlık durumuna, ana öğün düzenine ve gün içindeki toplam beslenmesine göre değişir. Amaç, şekeri farklı bir adla sınırsız tüketmek değil; tatlı isteğini daha dengeli bir porsiyonla karşılamaktır.
Alternatifler arasında şunlar bulunabilir:
Örneğin ofiste yaşanan tatlı krizinde büyük bir paket bisküviyi masaya koymak yerine yoğurt, meyve ve birkaç bademden oluşan planlı bir ara öğün hazırlanabilir. Ancak “sağlıklı” görünen alternatiflerin de porsiyonu önemlidir. Bal, hurma, pekmez ve kuru meyveler doğal kaynaklı olsa da sınırsız tüketilmemelidir.
Günlük beslenme planınıza uygun seçenekleri görmek için diyetisyen tarafından değerlendirilen diyet ürünlerini ve diyet takviyelerini inceleyebilirsiniz. Ürün seçimi yalnızca ambalajdaki “fit” veya “diyet” ifadesine göre değil, içerik ve kullanım amacına göre yapılmalıdır.
Diyetisyen onaylı ürünleri inceleyin İçindekilere dönDiyet yaparken tatlı tamamen yasak olmak zorunda değildir. Tatlının türü, porsiyonu, tüketim sıklığı ve kişinin toplam beslenme düzeni birlikte değerlendirilmelidir. Sürekli yasaklarla ilerleyen bir program kısa süre uygulanabilir olsa da sosyal yaşamda ve uzun vadede sürdürülmesi zor olabilir.
Örneğin haftanın her günü kontrolsüz tatlı tüketmek ile planlı bir öğünde küçük porsiyon tatlı yemek aynı değildir. Tatlı yediğiniz bir günü “diyet bozuldu” diyerek tamamen kontrolsüz devam ettirmek yerine sonraki öğünde normal düzeninize dönmeniz daha sağlıklı bir davranış oluşturur.
Tatlı isteği sıklaşıyor, kilo kontrolünü zorlaştırıyor veya kontrol kaybına dönüşüyorsa kişisel değerlendirme yararlı olabilir. Uzman Diyetisyen Faysal Sili ile beslenme düzeninizi, öğünlerinizi ve tatlı krizlerinin ortaya çıktığı zamanları değerlendirebilirsiniz.
Diyetisyen görüşmesi hakkında bilgi alın İçindekilere dönTatlı isteği tek başına hastalık göstergesi değildir. Ancak isteğin çok sık yaşanması, kontrol kaybıyla birlikte görülmesi, günlük yaşamı etkilemesi veya başka belirtilerle birlikte ortaya çıkması durumunda değerlendirme gerekebilir.
Özellikle şu durumlarda sağlık uzmanına başvurulmalıdır:
Tatlı isteğinin altında beslenme düzeni kadar psikolojik veya tıbbi etkenler de bulunabilir. Bu nedenle her tatlı krizini yalnızca irade sorunu olarak değerlendirmek doğru değildir.
İçindekilere dönTatlı isteği tek başına belirli bir vitamin veya mineral eksikliğini göstermez. Düzensiz öğünler, açlık, uyku eksikliği, stres ve alışkanlıklar daha sık karşılaşılan nedenlerdir. Eksiklik şüphesi varsa kan tahlili ve uzman değerlendirmesi yapılmalıdır.
Önce gerçek açlık olup olmadığı değerlendirilmelidir. Uzun süredir yemek yenmediyse dengeli bir öğün veya ara öğün tüketmek daha doğru olabilir. Tokken ortaya çıkan isteklerde kısa yürüyüş, ortam değiştirme ve belirli bir süre bekleme yardımcı olabilir.
Meyve bazı kişilerde tatlı isteğini karşılayabilir. Daha uzun tokluk için yoğurt, süt veya kuruyemiş gibi protein ya da yağ içeren bir besinle birlikte tüketilebilir. Porsiyon kişinin ihtiyacına göre belirlenmelidir.
Tarçın tek başına tatlı krizini kesin biçimde ortadan kaldırmaz. Yoğurt, süt veya meyveye lezzet vermek için kullanılabilir ancak düzenli öğünlerin ve yeterli beslenmenin yerine geçmez.
Sürekli tatlı istemek tek başına diyabet tanısı koydurmaz. Aşırı susama, sık idrara çıkma, açıklanamayan kilo kaybı veya belirgin yorgunluk gibi belirtiler varsa sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
[1] National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases — Factors Affecting Weight & Health
Genler, beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite, iş ve aile yaşamı gibi faktörlerin kilo ve beslenme davranışları üzerindeki rolü.
[2] PubMed — Effect of Sleep Duration on Dietary Intake, Desire to Eat and Appetite-Regulating Hormones
Uyku süresinin besin tüketimi, yeme isteği ve iştah düzenleyici süreçlerle ilişkisi.
https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/34620371/
[3] National Institutes of Health / PMC — Associations of Sleep with Food Cravings and Loss-of-Control Eating
Uyku düzeni, yiyecek isteği ve kontrol kaybıyla yeme arasındaki ilişkinin incelenmesi.
https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC8766870/
[4] National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases — Eating & Physical Activity to Lose or Maintain Weight
Sürdürülebilir beslenme planı ve fiziksel aktivitenin kilo yönetimindeki rolü.
İçindekilere dön
Kilo verme sürecinde kan değerleri neden değerlendirilir? Ferritin, B12, D vitam…
Detoks suyu mu içmeli, detoks spreyi mi kullanmalı? Diyetisyen gözüyle iki yönte…
Bir ayda 10 kilo vermek mümkün mü? Sağlıklı kilo verme hızı, hızlı kilo vermenin…
Metabolizma nasıl hızlandırılır sorusu özellikle kilo vermesi yavaşlayan veya “E…
Kabızlık, yalnızca birkaç gün tuvalete çıkamamak anlamına gelmez. Dışkının sert …